TBB'nin 10 Ocak mesajı

TBB'nin 10 Ocak mesajı
10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü" Nedeniyle Türkiye Basın Birliği Genel Başkanı Yıldıray D. Barak´ın Açıklaması 10.01.2017 22:21


Haberciler yazılması gereken haberleri yayınlatamıyor, köşe yazarları ise gazeteciliğin getirdiği bir kural olan;  yazılamayanı yazıp kamuoyu oluşturmak göreviniyerine getiremiyor. Çünkü, yayın sahipleri ya Basın İlan Kurumu’ndan ilan alamama korkusu, ya da yazılanlardan dolayı yayınının kapatılma korkusuyla köşe yazarının kalemine neşter vurmaktadır. Peki o zaman gazeteci ne iş yapar. Medya patronunun kuklası olup, onun dediklerini uygun dille yazar. Bunun adı dagazetecilik değildir.

Mustafa Kemal’in emanet ettiği ve ‘’ Basın, milletin müşterek sesidir. Bir milleti aydınlatma ve irşatta, bir millete muhtaç olduğu fikri gıdayı vermekte, hulasa bir milletin hedefi saadet olan müşterek bir istikamette yürümesini teminde, basın başlı başına bir kuvvet, bir mektep, bir rehberdir.’’

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal bu sözüyle, 

Sağlıklı ve köklü demokrasi için halkın, ülkede ve dünyada olup bitenlerden zamanında ve doğru bir şekilde haberdar olabilmesi, her türlü fikrin serbestçe ve açıkça tartışılabilmesi gerekmektedir. Bu konuda en büyük görev basına düşmektedir.

Demokrasi kültürünün yerleşmesi, bir yaşam biçimine dönüşerek kökleşmesi basının konumu ve yapısıyla doğrudan ilgilidir. Basın ülke sorunlarının en doğru şekilde dile getirmeli , sorunların çözümüne katkı sağlamalıdır. 

Basına neşter vurup yazmayı ve Mustafa Kemal’in bu sözünü yere düşürenler,  zaten bırakın bu meseleyi, Mustafa Kemal ve düşüncelerinin hiç birini istemiyor ve yıkmak için tüm güçleriyle muvaffak olmak için tüm gayretlerini sarf ediyorlar.

Buvesile ile; yine de bu uğurda yılmadan, zor şartlarda gazetecilik  mesleğini yürütmeye çalışan emekçi çalışan ve çalışamayan tüm gazeteci meslektaşlarımın gününü kutluyorum.

ÇGD Genel Başkanı diyor ki;

10 ocak 1961de gazetecilerin çalışma koşullarını iyileştiren, ileri haklar getiren 212 sayılı yasanın yürürlüğe girdiği gündür. Bu gün, "çalışan gazeteciler günü’’ ya da "bayramı" olarak anılıyor. 46 yıl sonra bugün, basın-yayın yaşamına baktığımızda, bu sektörde çalışanların ekonomik ve sosyal hakları kullanılamaz haldedir. İçler acısı durumdadır.

"12 Eylül" düzeni ile birlikte gazetecilerin-yayıncıların toplu sözleşme düzeni kullanılamaz hale getirilmiş, sendikal hareket işlevsiz duruma sokulmuştur. İş güvencesi medya patronlarının insafına terkedilmiştir. Basındaki işsizlik ve düşük ücretle çalışma rekordüzeydedir. İletişim fakültelerinin mezunları çaresiz, yarınsız durumdadır. Demokrasiyi, özgürlükleri,  AB standartlarını getireceğini vaat ederek iktidar olan AKP yönetiminin hedef aldığı kurumların başında medya ve çalışanları olmuştur. Başbakan, kendisini eleştiren, farklı görüşü savunan gazeteciler,  yayıncılar için açtığı davalarda rekorlar kırmaktadır. 4 yılı aşkın sürede görüldü ki,  AKP'nin demokrasiden, özgürlüklerden anladığı şey; türban, dini yayınlar, cemaatler ve tarikatların özgürlüğünden ibarettir. Halkın parasıyla yayın yapan TRT’ nin nitelikli elemanları büyük çaplı kıyıma uğramış, üretimden uzaklaştırılmıştır. TRT yayınları, laik, çağdaş bir ülkenin değil, büyük ölçüde, Ortadoğu’nun, gerici Arap rejimlerinin yayınlarına özenen hale sokulmuştur."

 

Diğer MEDYA haberleri

  • PAYLAŞ

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.