Yönetim sistemi değişti de, ya ekonominin beklediği mucize ?

Yönetim sistemi değişti de, ya ekonominin beklediği mucize ?
Doğru Yol Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Kemal Abdullahoğlu'nun Ekonomiye yönelik son açıklamaları..16.07.2018 17:26

DYP'li Abdullahoğlu'nun son açıklamaları şöyle :

Abdullahoğlu '' Öncelikle şu kesin tespitin altını önemle çizelim :

Bir ülkede ekonomi gerçekten iyi gidiyorsa faizler düşer , o ülkenin parası yabancı paralar
karşısında değer kazanır yada en azından makul ve sürdürülebilir dengede seyreder . Cari açık ve
dış ticaret açığı ya hiç olmaz ve fazla verir ya da risk oluşturmayacak bir düzeyde kalır.

Faiz ve döviz değerlerini serbest piyasa koşulları belirler, başka faktörler  yada merkez bankası değil.

Şimdi bu tespitler kapsamında Türkiye  ekonomisinin mevcut durumuna bir göz atalım .Türkiye yıllardır
üretmeden tüketmeye alıştırılmış, ''taşıma suyla'', yani yurt dışından gelecek sıcak paraya bağımlı
politikalarla, ekonomisinin yönetildiğini görüyoruz .

AKP iktidarları üretimi arttırmak şöyle dursun, bazı alanlarda düşen üretime rağmen, daha fazla harca ,
daha fazla tüket , borcu borçla faiz ödeyerek kapat , bazı ürünler yetmezse  ithal et ve tüketimi özendir ,
politikalarını sürdürdü.

Devletin ekonomisi böyleydi ya vatandaşın kendi ekonomisi ?

O daha da vahim, çünkü vatandaşın bu tüketimi özendirme furyasında iyice aklı karıştığı için kazancını
çok aşan miktarlarda tüketim ve harcama yapma cazibesiyle girdaba kapıldı .

Ve sonuçta vatandaş hiç kazanmadığı ve daha  yıllarca kazanamayacağı rakamları  tüketici kredisi ve kredi
kartı imkanlarıyla harcayarak geleceğini bir anlamda ipotek altına almış oldu.

Şu an halkın çok büyük bir bölümü kulağına kadar borca batmış durumda ve çaresiz.

Son on altı yılın AKP iktidarları 2.3 trilyon dolar bütçe kullandı ancak üretime, istihdama ve ihracata yönelik
değildi bu harcamalar. Yani kaynaklar  akıllı ve verimli kullanılamadı.

Örneğin 16 yılda AKP hükumetleri 865 milyar dolar tutarında vergi topladı. 62 milyar dolar özelliştirme
yaptı ve 323 milyar dolar borç yaptılar.


Ama sonuçta devlet harcamalarının çok büyük bir bölümünün üretim ve istihdam yerine gereksiz savurgan
harcamalara  ve ' beton ekonomisine ' gittiği görülüyor.

Gelinen bugünkü noktada ise mevcut cari açık ve kısa vadeli dış borçların toplamı 245 milyar dolar sularında
ve önümüzdeki bir yıl içinde bu paranın yurt dışı kaynaklardan temin edilerek ödeme yükümlülüğünün yerine
getirilmesi gerekiyor.

Toplam dış borçların son bir yılda 49 milyar dolar daha artarak toplam 466 .7 milyar dolara çıkmış olması da
bir başka ciddi ekonomik risk .


Yüksek enflasyon ve  işsizlik rakamları , %19' lara fırlamış faizler ve 5 TL ye yaklaşan dolar değeri ile
birlikte Suriye ve mültecilere harcanan 40 milyar doları aşan gereksiz harcamalar bütçeye çok önemli ek risk
ve yükler getirmiştir.

Özellikle son sekiz yılın bu yanlış ekonomi politikalarına  bir de  hiç de gereği yokken bir oldu bitti ile getirilen
ve meclisi pasifize edip kenara iten , ''tek adama '' endeksli yönetim sistemi , ülkenin uluslararası görünümünü
kuşkulu hale getirdiği gözlemleniyor.

Başta ihracat ve turizm olmak üzere Türkiye döviz gelirlerini ağırlıklı olarak  Avrupa Birliği ve ABD den elde
etmektedir . Dış kaynaklı kredilerin çok büyük bölümünün yine bu ülkelerden temin edilmekte olduğu düşünülürse
Türkiye'nin uluslararası finans kuruluşlarına mevcut yeni yönetim sistemini anlatmakta güçlük çekeceği görülüyor.

Öte yandan yeni kabinenin açıklanır açıklanmaz Türk lirasının yüzde dört değer kaybetmiş olması , bu kuruluşların
yeni yönetim sistemine henüz güvenemediklerini ve risk faktörünün varlığını göstermektedir.

Klişedir ancak burada tekrarlanmalı . Para yatırım için daima kendine güvenli limanlar arar . Para ve yatırımcı
hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı , mülkiyet güvencesi ,  demokratik ortamda ekonomik ve siyasi istikrarı olan
limanlarda yerleşir , yatırım yapar ve kalıcı olur.

Bu itibarla yabancı sermaye ve yatırımcının bugün için Türkiye' yi  yatırım yapmak için güvenli liman olarak görmesi
pek mümkün görünmüyor . Ayrıca son iki yılda ülkeden ayrılan 12 bin Türk dolar milyoneri ve yine ülkeden ayrılan
çok sayıda yabancı yatırımcıyı da unutmamak gerekiyor .

Mevcut bu koşullar ve ekonomi verilerine göre  Türkiye bu tabloyu çok uzun bir süre kendi yağıyla kavrularak
taşıması mümkün değildir.

Mutlaka ama mutlaka yeni dış destek ve dış finans kaynaklarının ülke ekonomisine sokulması gerekmektedir.
Bu mümkün mü ?


Ne yazık ki bu anlayış , bu zihniyet ve bu  yönetim biçimiyle oldukça güç görünüyor .

Peki umut var mı ?

Ekonomide bir mucizeye ihtiyaç var .

Umalım bu ekonomik mucize en kısa sürede gerçekleşir, aksi takdirde milletimize , tüm vatandaşların ödeyeceği
çok ağır bir  fatura kaçınılmaz görünüyor .

İnşallah biz yanılırız..!


Diğer POLİTİKA haberleri

  • PAYLAŞ

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.